| TURİZM-KÜLTÜR |
|
|
|
| Yazar Administrator |
| Perşembe, 19 Ağustos 2010 11:22 |
|
TURİZM-KÜLTÜR
Akbelen elindeki doğal, tarihi ve turistik yapıyı halkın hizmetine sunmak için Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi olmak için başvurusunu yapmış olup gidişat olumludur. Akbelen, önceleri çevrede tek olması nedeniyle Sülük Gölü ve yanındaki mesire alanıyla hatırlanırdı. Belediye oluşu, Alabalık Tesislerinin kurulması ve Yayla yolunun yapılması ile özellikle şehir merkezinden kaçış arayanların uğrak yeri olmuştur. Başlıca dinlenme alanları; AKBAL Alabalık Tesisi, Şelale Alabalık Tesisi, Sülük Gölü ve çevresi, Çakırdere Göleti çevresi, Yokuş başı, Çiftlik mevkii ve Yaylada ormanların ortasındaki uçsuz bucaksız çayırlardır. Akbelen, yakın çevrede dağınık ve tekil durumda bulunan birçok özelliği tek başına sınırları içinde barındırmaktadır. Bunlar; su, orman, çayır, yayla gibi piknik ve dinlenmeye uygun, bol çeşitlilik arzeden alanlar, av turizmine ve vahşi doğa yürüyüşüne uygun balta girmeyen ormanlar, yerleşim alanına yakın olması nedeniyle ulaşım ve lojistik destek kolaylığı, üç göleti ile yüzme ve balıkçılık imkanlarıdır. Tesis yapılması durumunda kış mevsiminde kış sporları, diğer zamanlarda spor kulüpleri ve okullar gibi toplulukların tercih edeceği bir kamp merkezi olabilir. Gerek eski kilise tarihi, gerekse arkeolojik sit alanı ilan edilmiş yerlerle de tarih turizmine de uygundur. Tek eksiği ilgisizliktir. Buna rağmen hafta sonları gezi amaçlı en az 100 araç bölgeye gelmektedir. Tarihi yönden en önemli değeri ise M.S. 300’lü yıllarda yapılan Saint Basil of Caesarea (Vasiliskos) manastırıdır. Manastırın şu anda alt ve yan cephelerinde bulunan istinat duvarları hala ayaktadır. Ayrıca bahçesine yapılmış bir evin zemin katında üzerinde Ermenice yazılar bulunan mezar taşları bulunmaktadır. Bunlar büyük olasılıkla Saint Basil of Caesarea ve Aziz İoannis Hrisostom’un mezarlarıdır. Akbelen’de bulunan Saint Basil Manastırını 2008 yılında Selanik Başpiskoposu başkanlığında bir araştırma ekibi ziyaret etmiştir. Ziyaret amacı Aziz İoannis Hrisostom’un meftun olduğu gerçek yeri bulmaktır. Bazı kayıtlarda Komana Bölgesi (Tokat-Gümenek) geçerken, bir diğer ihtimal de Gürcistan-Abhazya bölgesidir. Dikkat edilirse Komana değil Komana Bölgesi denmektedir. Komana yakınlarında da Akbelen Manastırından başka ruhani bir merkez yoktur. Akbelen dışındaki yerler kendi tanıtım güçleriyle Azizi sahiplenmeye çalışmaktadırlar. Ancak hiçbir tanıtımı yapılmamasına rağmen Bizeri (Akbelen) sürekli ön planda kalmıştır. Bu da gerçek mezarın Akbelen’de olduğuna açık delildir. Akbelen Belediyesi tarihi değerlerini belgelerle gün ışığına çıkarmak için çalışma başlatmıştır.
SİT ALANLARI
Akbelen Kasabası, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Sivas Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü yetki alanındadır. İlgililerce yapılan çalışmalar sonucu aşağıda adı geçen yerler 1.Derecede arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmiştir.
AKBELEN MERKEZ CAMİİ 19. Yüzyılda Tokat ve yakın çevresinde yoğunlukla uygulanan merkezi plan tarzında ahşap kerpiç malzemeyle inşa edilmiştir. Merkezi kubbeyi 8 ahşap sütun ve duvarlar taşımaktadır. Kubbe kasnağı yüksek tutulmuştur. Son cemaat yeri giriş bölümü olarak düzenlenmiştir.
AKBELEN’DE BULUNUP, TOKAT MÜZESİNE VERİLEN ESERLER
Akbelen Kasabasında yol genişletme çalışmaları sırasında Kasaba mezarlığının
Kapaklı olanı; klasik ostotek yapısı olan köşelerde boğa başları, yan yüzlerde çelenk, ortalarında gülbezekten ibarettir. Kapak üçgen alınlıklıdır. Kapaksız olanı ise; Yan yüzlerinde defneyaprağından yapılmış çelenk ve ortasında gülbezekten ibarettir. Orijinalde kapaklı olmasına rağmen kapak günümüze gelememiştir.
DÜŞÜNÜLEN TURİZM AKTİVİTELERİ VE TÜRLERİ:
Belediyemiz ve Tokat G.O.P. Üniversitesinin ortak görüşü olan düşünceler aşağıya çıkarılmıştır.
Bütün bu özellikleri birlikte içinde barındıran Tokat İlinde başka bir yer yoktur.
MİLLİ PARK ÖZELLİĞİ
Tokat-Merkezden İçinde geyik, karaca, ayı, domuz, kurt, tilki, tavşan, porsuk, sansar, kartal, akbaba, atmaca, doğan, şahin, keklik, hopal, üveyik, bıldırcın, çeşitli yılanlar vb. vahşi hayvanları barındırmaktadır. Halk arasında su iti denilen (Kunduz veya su samuru olabilir) bir hayvan da çok sık görülmektedir. Bunun yanı sıra literatürdeki adları tam bilinmemekle beraber halk arasında üşek (Vaşak veya Anadolu Panteri? olabilir) denilen, orta boy bir köpek büyüklüğünde, uzun kuyruklu, benekli, genellikle ağaçlarda görülen, kedigiller familyasından iki çeşit hayvan bulunmaktadır. Birisi tariflere göre panter gibi benekli, diğeri gri, sivri kulaklıdır. Ayrıca, 2008 yaz mevsiminde sırtında dişleri bulunan iguana benzeri bir hayvanı etleri yeni yenilmiş bir halde görülmüştür. Belediyemizce özellikle az bulunan hayvanların avlanmaması hususunda sık sık ilan yapılmaktadır. Ana kolu Çakırdere vadisi olan bu alandaki bazı yer isimleri şunlardır: Karanlık dere, Güngörmez Dere, Yunak Deresi, Gümbür Dere, Acı Çermik (Şifalı suyundan bu adı almıştır.), Kuzgun Çukuru, Kale yeri (çok eski yerleşim yeri kalıntıları bulunur), Karagöz Dağı, Aralık Dağı, Kızılca Kilise (çok önceleri kilise olduğu söylenir), Üç Ortağın Kaş, Ağıl Damı, Akça Dede (Türbe vardır), Mıhçı Yokuşu, Kavaklı Seki, Moruklu Güney (Moruk mercimek büyüklüğünde siyah bir yemişin yerel adıdır.), Kızıl Yanır vs. İsimlerden de görüldüğü üzere bazı yerleri çok sarp, bazıları aşırı orman nedeniyle içine Güneş dahi girmeyen yerlerden oluşur. Bugünkü durumu ve fiziki yapısı nedeniyle her türlü hayvanın yaşamasına müsait ortam sunmaktadır. Tüm bu özellikleriyle bir TABİAT PARKI özellikleri taşıyan alanın layık olduğu unvana kavuşması için Belediyemizce çalışmalar başlatılmıştır.
AKBELEN YAYLASI
Tokat Merkezin Kuzeyinde, Yaylacık Dağı üzerindedir. Tokat’a uzaklığı Topçam üzerinden Güney cephesi; yükseklerinde çam, alçak kesimlerde (Çakırdere Vadisi) çoğunlukla meşe, diğer yönleri kayın (gürgen) ağaçlarından oluşan muhteşem manzaralı ormanlarla çevrilidir. Yaylanın güneyindeki Kale Yeri ve Çiftlik mevkii eski bir yerleşim merkezidir. Akbelen Yaylası’nın etrafında çevre köylerin (Boyalı, Binecek, Cincife, Avlunlar, Benli...) yirmiden fazla yayla yerleşim merkezi vardır. Evlerinin bulunduğu yere oba denilmektedir. Akbelen Yaylası’nın etrafındaki dağlar şunlardır; güneyinde Kale Yeri, Karagöz Dağı, doğusunda Kara göl, Karaçam Dağı vardır. Güney batısında Aralık Dağı, kuzeyinde (Erbaa tarafında) Güllü Önü ormanları bulunmaktadır. Başta Güllük Tepe (Güllü Önü) mevkii olmak üzere çok güzel bir mesire yerleri bulunmaktadır. Tarih boyu Akbelen Yaylası piknik için aranılan yer olmuştur. Akbelen Yaylası’nın Kale Yeri denilen mevkii eskilerden Ermeni Azınlığın yaz aylarında toplanma yeri olup burada kurban kesip rahiplerinin liderliğinde dualar edilirmiş. Bu bölge ayrıca avcılarında çok sevdiği avlanma merkezidir. Tokat’tan yaz aylarında buraya piknik için günlük onlarca araba ile insanlar gelmektedir. Akbelen Yaylası’nın Paralık mevkii çim kayağı, kışınsa kar kayağı yeri olarak çok uygun olup, yatırımcılarını beklemektedir. Yaylada çok lezzetli “içi kızıl mantar” yetişmektedir. Genellikle bu mantarı bulmak için "evlek" denilen yarım ay şeklinde; yaklaşık yarım metre eninde, dört-beş metre uzunluğundaki siyah çayır alanlarına bakmak gerekir. Bu evlek mantarından yiyenlerin hiç birisinde zehirlenme vakasına rastlanmamıştır. Aynı zamanda civciv mantarı denilen bir başka türde çok lezzetli mantardır. Daha çok taşlık alanlarda yetişen kulak mantarı da bu bölgede yetişen mantarlardan biridir. Yaylada sayısız bitki türü ve çiçeklerin çeşitliliği dikkat çekmektedir. Burada küçükbaş ve büyükbaş hayvan yetiştiriciliğine uygun otlaklar bulunmaktadır. Bu otlaklarda otlayan hayvanların etleri çok lezzetli, sütleri çok yağlıdır. Önceleri Yaz sezonunda yaşlı ve çocuklar yaylaya giderken, işgücü olan insanlar tarlada çalışmak için Köyde kalırdı. Şimdi ise sağlığa olan katkısı nedeniyle imkanı olan herkes Yaylaya gitmektedir. Memurlar hafta sonlarını, emekliler ise tüm yaz sezonunu Yaylada geçirmektedirler. Deneyimle kanıtlanmış bir gerçek ise; Yaz sezonunu Yaylada geçiren çocuklar Kış mevsiminde grip vs. hastalıklara karşı dirençli olurken, Kasabada kalan çocuklar Kış gelince sürekli hastalanmaktadır. YAYLA’YA GÖÇ Eski Türk töresinden gelen yaylacılık, son onbeş-yirmi yıla kadar aynen uygulana gelmiştir. Nisan ayı ortalarından itibaren yaylaya çıkılır, bu çıkış sırasında bir şölen havasıyla, davul zurna eşliğinde koyun sürüleri yayla yollarına dizilirdi. Çobanlar, gençler, türküler söyler, genç kızlar mani dizerler. Yaylaya varıldığında obanın en yaşlısı tarafından hayvan sürülerinin kurt saldırılarından korunması için “kurtağzı bağlama” töreni yapılırdı. Çeşitli dualar okunarak her duanın bitiminde bir düğüm atılır, bir şekilde Allah’tan hayvanların korunması dilenirdi. Bu törenin yapılmasının gerekliliği yöre halkının inançlarından ileri gelmekteydi. Obada çocuğu, genci ve yaşlısı ile çelik-çomak, bitti (saklambaç), dört tombalak, aşık oyunu gibi daha birçok oyun oynanır, paralıkta tahta kızakların altı tereyağı ile yağlanıp kayak yapılırdı. Yeni doğan çocukların en az beş yaşına kadar yaylada büyümesi istenirdi. Yaylada hava şartlarına göre ekim ayı sonuna kadar kalınır, dönüşte Ağca Dede türbesi (Danişment Gazi’nin şehit askerlerinden biri olduğu rivayet edilir) ziyaret edilerek dualar okunur, Çiftlik denen yere gelindiğinde göç alayı durup dinlenir yemek yenilir, hayvanlar sulanırdı. Yokuş Başı’na gelindiğinde artık (Bizeri) Akbelen görünmeye başlar, Yokuş hızlıca inilir, Çakır Dere su gözesine gelinip (şu an üzerine sulama barajı yapılmıştır) son kez mola verilirdi. Köyde kalanlar Ulutlar mevkiine kadar gelir, ulutların alt tarafındaki su değirmeni civarında yaylacıları karşılarlar, birbirlerine sarılarak hasret giderirlerdi. Topluca köye girilir herkes evine çekilir, köyde kalanlar yayladan gelenlere hoş geldine gider yaylacılarda onlara Sonbaharda koyulaşmış koyun sütünden yapılan, muhallebi benzeri “Koyutmaç” tatlısı ikram ederlerdi. Buna benzer geleneklerin halen sürdürülmesi Yaylanın güzelliğini ve vatandaşlardaki özlemini daha da arttırmaktadır.
ULUTLAR GÖLETİ ve AKBAL ALABALIK TESİSİ
Kasabamızın ilk özel şirketi olan AKBAL Alabalık Tesisi, 1997’de Ulutlar Göletinin yanında kurulmuş, yıl boyunca üretim ve satışı devam eden, 4 çalışanlı, 15 ton/yıl üretim kapasitelidir. Gelirinin büyük kısmını büyüme yatırımlarına harcamaktadır. Ayrıca 2007 yılında ŞELALE Alabalık Tesisi Kazankaya Mevkiinde faaliyete geçmiştir. Alabalık tesisleri Kış mevsiminde durgun olmasına rağmen Yaz aylarında özellikle hafta sonları civardan ve Tokat merkezden gelenlerle dolup taşmaktadır.
ULUTLAR’DA HIDRELLEZ Alabalık tesisleri yıl boyunca faaldir. Ancak havaların ısınmasıyla birlikte özellikle hafta sonları Tokat’tan gelenlerle dolmaktadır. Hıdrellez Şenlikleri de genelde burada yapılmaktadır. Akbelen halkı arasında Eğrice denilen 6 Mayıs günü; Hızır ile İlyas Peygamberlerin bir yıl boyunca yapacakları işleri görüşmek için bir araya geldiklerine inanılır. Bu günde kadınlar hiçbir iş yapmaz, bütün işleri erkeler yapar. Bu geleneği yaşatmak için her yıl Hıdrellez Şenliği düzenlenir. Bu şenlikte tüm Akbelenliler buluşarak hasret giderirler. Katmer gibi geleneksel yemekler yapılır, çeşitli skeçler düzenlenir, folklor gösterileri yapılır.
DİĞER KÜLTÜREL ETKİNLİKLER
Akbelenliler Kültür ve Dayanışma Derneği’nce çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Tokat Kültür Sarayında ve Çakırdere Göleti mesire yerinde yapılan etkinlikte, çeşitli skeç ve parodiler, halk müziği konserleri, folklor gösterileri büyük ilgi görmüştür Bu günlere tüm Tokat ve yakın civardaki Akbelenlilerin yanı sıra birçok misafir de iştirak etmektedir.
AKBELEN ve SPOR
Belediyemiz 18 Nisan 1999 seçimleri sonucu Belediye unvanına kavuşmuş, yeni bir Belediyedir. Başlangıçta altyapısı hiç bulunmayan bir yerleşim alanı iken aradan geçen on yılda bütçe imkanları doğrultusunda sınırlı derecede bazı işler yapılmıştır. Ancak gelişmekte olan Kasabamızda gelişmeyle birlikte yeni ihtiyaçlar da gündeme gelmektedir. Belediyemizce Kasabamız Yeni Mahalle’de okul önünde etrafı Futbol sahası yapılmasını müteakip Kasabamız gençlerinin toplanma merkezi olmuş, kahvehaneler yarı yarıya boşalmıştır. Yapılmasını duyan komşu köylerimizin gençleri de bazen Akbelen gençleri ile bazen de iki komşu köy kendi aralarında olmak üzere dostluk maçları yapmaktadırlar. Her maç sonrası da Kasabamız halkından gönüllü bir genç semaverle çay hazırlayıp tüm oyuncu ve misafirlere ikram etmektedir. Maç sonrası yapılan bu küçük ikram sırasındaki sohbetler hiç kimsenin kuramayacağı bir şekilde gençler arasında dostluk bağı oluşturmuştur. Futbol sahamız sayesinde Kasabamız ve çevre köylerdeki bütün gençler artık birbirini tanımış ve dost olmuşlardır. İlköğretim okulları arası futbol turnuvaları da burada yapılmaktadır. Şimdi ise buraya gelen insanların ağırlama sorununu ve sporcu gençler için soyunma odaları ihtiyacını karşılamak üzere bir adet sosyal tesisi yapılmaktadır. Belediyemizce yıllardır gençleri kahvehane ortamından kurtaracak, içinde kitap, dergi gibi yayınlar, çay evi ve bilgisayar bulunan bir okuma salonu ile yanına soyunma odalarının yapılması düşünülmektedir. Böyle bir tesis futbolcular için soyunma odası olması yanında seyirciler için serin havalarda oturabileceği kapalı bir çay evi ve dışarıdan gelen misafirlerin ağırlanması amacına da hizmet edecektir. Ayrıca halkımızın yüzme sporuna ilgisini arttırmak amacıyla Kasabamız Peytar mevkiinde;
Akbelen önceleri güreşte civarda söz sahibi iken 1980 yılından itibaren futbol öne çıkmıştır. Belirli bir kulübü olmamasına rağmen anında toplanıp maçlara çıkmakta ve başarılı sonuçlar almaktadırlar.
|
| Pazar, 19 Eylül 2010 11:08 tarihinde güncellendi |


